

Suskunuz… Hem de çığlık çığlığa bir suskunluk bizimkisi… Bu konuÅŸacak bir ÅŸeyimiz olmadığından deÄŸil… Kaybetmekten korkacağımız bize ait bir ÅŸey oluÅŸturma kaygısı… Sen yapamadığın hamlenin, hayatın boyunca inanmak istediÄŸin deÄŸerlere sahip gibi gördüğün düzeni yok etme giriÅŸiminden,çalışmalarından baÅŸka birÅŸey olmayacağını düşündün hep… Bense yılların verdiÄŸi bir alışkanlıkla içinde var ettiÄŸim bana daha fazla acı vermemek için susmayı tercih ettim…İçimden çığlık atarak susuyorum… Gözümde ki son damla yaÅŸ kurudu kaldı öylece..
Susuyorum… Sana susuyorum… Daha doğrusu yüreğim susmayı öğreniyor.Sevdiğini anladığında içinde duyduğun çığlığın yankısı hiç bitmiyo.. O hiç susmayacak… Her gün, her saat bana haykıracak, bağıracak, parçalayacak içimi. Benimse yüzümde o gülümsemem yer edinecek tekrar… Her soğuk üşütemediği gibi, her ateş de yakamazmış insanı… Üşüyorum; alev alev üşüyorum… Hani gece sen uyurken başımı omzuna yaslayıp uyumuştum sen bilmesende sessiz sessiz, seni izleyişlerim var ya; seni anlamak için çalışma çabamdan başka bir şey değil… Belki de hayatında ki en Masum şey benim.. Tam bir umut ışığı yakalıyorum ve her yakaladığımda kaybettiğimi hissetmemden ve her kaybettiğimde yeniden yakalama çabam..
Öteye gitmeyen bekleyişler başlıyor yine…
Â


tetjoud




